Hoşgeldiniz ziyaretçi! [ Giriş yap

 

Kalbimdeki sızı -3-

  • İlan Tarihi: 15 Mayıs 2013 18:52

Açıklama

Kalbimdeki sızı  -3-

isteğini bastırdı -bu çok aşikâr, çok faydasız olurdu. Biraz olsun rujunun kalıp kalmadığını vc yüzünün kirli olup olmadığını merak etti vc sonra birden duraksadı. Mantıklı bir kadın olarak suratından fazlasını görmediği bir adama karşı aptalca bir tepki veriyordu.

Gerçekten de o kadar yakışıklı mı acaba, diye düşünürken ona tekrar bakmaya karar verdi ama bu kez gizlice. Gelişigüzel bir şekilde kafasını kapının üstünde yanıp sönen kat numaralarının olduğu tarafa çevirdi ve bakışlarını dikkatle yan tarafa kaydırdı. Başını hafifçe geriye atmış olan Nick yanıp sönen numaraları izliyordu. Lauren onu profilden görebilmişti.

Sandığından daha fazla yakışıklı olmasının yanı sıra boyu en az bir doksandı, geniş omuzlu vc atletik bir şekilde kaslıydı. Dümdüz koyu renk kaşlarından çenesinin ve ağzının kibirli kıvrımlarına kadar kusursuz profilinin her noktasına erkeksi bir güç işlenmişti. Dudakları sert görünüyordu ama oldukça biçimliydi.

Sanki neşe orada pusuya yatmışçasına ağzı birdenbire kıpırdadığında Lauren hâlâ dudaklarının hatlarını inceliyordu. Bakışlarını kaydırdığında korkuyla gri gözlerini kendisine çevirmiş olduğunu fark etti.

Gözlerini ona dikmiş vc neredeyse ağzının suyu akarak onu izlerken suçüstü yakalanan Lauren aklına gelen ilk şeyi söyledi. “Ben… Ben asansörlerden korkarım,” diye delicesine uydurdu. “Yüksekliği düşünmemek için… Şey… Dikkatimi başka bir şeye veririm.”

“Çok akıllıca,” dedi Nick alaycı bir ses tonuyla. Yine de sözde asansör korkusuna karşı ürettiği mantıklı çözümünü değil de böylesine akla yatkın bir yalan uydurabilen parlak zekâsını takdir ettiği anlaşılıyordu.

Laııren, Nick’in ilgisiz gözlemine gülmekle utancından kızarmak arasında gidip geliyordu, çünkü onu kandırmayı başaramamıştı. Sonunda ikisini de yapmayıp sekseninci katta açılana dek gözlerini asansörün kapılarına dikti.

“Ben ışıkları yakarken sen burada bekle,” dedi Nick. Birkaç saniye sonra tavandaki ışık panelleri titreyerek yanıp tüm katı aydınlatmıştı. Solda kalan kısım geniş bir resepsiyon bölümüne benziyordu ve ceviz kaplama panelle ayrılan dört adet kocaman ofis bulunuyordu. Nick eliyle dirseğinin altından tutup onu asansörün olduğu duvardan diğer tarafa doğru götürürken Laurcn’ın ayakkabıları zümrüt yeşili halıya gömüldü.

Bu kısımdaki karşılama alanı diğerinden daha da büyüktü. Laııren yuvarlak resepsiyon kısmının sağ tarafında güzel bir ofisin bulunduğunu fark etti. Gömme dosya dolapları ve ışıldayan ahşap-krom sekreter masası dikkatleri üzerine çekiyordu. Lauren eski yarı zamanlı işinde kullandığı çelik masayı anımsadı… Uç kişilik bir odanın tam ortasında duruyordu. Tek bir sekreter için böylesine bir konforun sunulduğuna inanmak onun için gerçekten çok güçtü.

Bu düşüncesini açıkladığında Nick ona alaycı bir bakış attı. “Yetenekli profesyonel sekreterler bundan gurur duyuyorlar, ayrıca aldıkları maaş da her sene yükselmekte.”

Resepsiyon bölümünden geçip iki metre yüksekliğinde gül ağacından yapılmış kapılara doğru yürürlerken, “Aslında ben de bir sekreterim,” dedi Lauren. “Sizinle tanışmadan önce karşı caddedeki Sinco’ya iş başvurusunda bulunmuştum.” Nick iki kapıyı da açtı ve Lauren’ın önden gitmesi için geri çekildi.

Laurcn bacaklarını delip geçen gümüşi bakışların öylesine farkındaydı ki dizleri titremeye başlamıştı ve etrafına iyice bakmadan odanın ortasına kadar ilerlemişti. Gördükleri ise olduğu yerde donup kalmasına neden olmuştu. “Yüce Tanrım!” dedi derin bir nefes alarak. “Burası da ne böyle?”

“Burası…” dedi onun şaşkınlığı karşısında gülümseyen Nick. “Burası genel müdürün odası. Yapımı tamamlanan birkaç ofisten biri.”

Nutku tutulan Laurcn hayranlık dolu bakışlarını devasa ofiste gezdirdi. Önünde durduğu yüksek duvar yerden tavana kadar aynayla kaplıydı ve Detroit’in ıızak mesafelere dek yayılan ışıltılı gece manzarasını kesintisiz bir şekilde gözler öniinc seriyordu. Geriye kalan üç duvar ise pürüzsüz ve parlak gül ağacı panellerinden oluşuyordu.

Metrelerce uzunluktaki krem rengi tüylü halı zemini örtüyor ve sağ tarafında odayı karşısına alan, gül ağacından harika bir masa bulunuyordu. Yosun yeşili kumaşla döşenmiş altı adet krom kaplama sandalye stratejik olarak masanın etrafına yerleştirilmişti. Ofisin diğer tarafında ayakları akarsuların sürüklediği, cilalanmış ağaç dalından yapılma büyük bir cam sehpa vardı, etrafında ise üç adet uzun, yosun yeşili, püsküllü kanepe yer alıyordu. “Kesinlikle nefes kesici,” dedi Laurcn kısık bir sesle.

“Mikc ilkyardım çantasını getirene kadar içecek bir şeyler hazırlayayım,” dedi Nick.

Laurcn arkasını döndü ve Nick’in gül ağacından bir bölmenin yanına gidip parmaklarını panelin üzerinde gezdirişini keyifle seyretti. Geniş bölme sessizce kenara kayarak üst tarafına gizlenmiş olan ufak spot lambalarla aydınlatılmış muhteşem bir aynalı barı gözler önüne serdi.

İlan ID: 8035193af26179c0

Sorun bildir

İsteğiniz işlenirken, lütfen bekleyin....

Bir Cevap Bırakın

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Kenar çubuğu için En Popüler İlanlar bileşeni.