Hoşgeldiniz ziyaretçi! [ Giriş yap

Beylikdüzü Escort
escort
Beylikdüzü Escort
escort
İstanbul Escort
escort
İstanbul Escort
escort
İstanbul Escort
escort
İstanbul Escort
escort
İstanbul Escort
escort
Akbatı Escort
escort
Avcılar Escort
escort
Avcılar Escort
escort
Beylikdüzü Escort
escort
Beylikdüzü Escort
escort
Aksaray Escort
escort
A.Yakası Escort
escort
Esenyurt Escort
escort
A.Yakası Escort
escort
Beylikdüzü Escort
escort
Beylikdüzü Escort
escort
Grup Escort
escort
İstanbul Escort
escort
İstanbul Escort
escort
Beylikdüzü Escort
escort
Anal Escort
escort
Esenyurt Escort
escort
Kayaşehir Escort
escort
Yeni Escort
escort
Kayaşehir Escort
escort
Yeni Escort
escort
İstanbul Escort
escort
B.Paşa Escort
escort
Sınırsız Escort
escort
Esenyurt Escort
escort
Avcılar Escort
escort
İstanbul Escort
escort
Esenyurt Escort
escort
İstanbul Escort
escort
İstanbul Escort
escort
Aksaray Escort
escort
İstanbul Escort
escort
İstanbul Escort
escort
Kayaşehir Escort
escort
İstanbul Escort
escort
Koreli Escort
escort
Avrupayak Escort
escort
İstanbul Escort
escort
Eseyurt Escort
escort
Kayaşehir Escort
escort
İstanbul Escort
escort
Beylikdüzü Escort
escort
K.Cekmece Escort
escort
Esenyurt Escort
escort
İstanbul Escort
escort
Anal Escort
escort
Beylikdüzü Escort
escort
İstanbul Escort
escort

 

ucup giden hayallerim-6- bölüm

  • İlan Tarihi: 25 Mart 2013 17:34

Açıklama

ucup giden hayallerim-6- bölüm

yan asıl şey, “Seninle asla cinsel ilişkiye girmem. Olur
da bir gün evlenirsek o zaman birbirimizin helali olu-
ruz. Ancak o takdirde olur” demesiydi. Rüya gibi bir
tatil geçirdik. Aynı odada kaldık ama bana dokun-
madı. Gururum hiç bu kadar okşanmamıştı. Aradan
aylar geçti ve kızı önümüze bir problem olarak çıktı.
Babasını çok kıskanıyordu. Bir küçük kızı kırmak is-
temiyordum. Kızı incitmemek adına yavaş yavaş kop-
tum Gökhan’dan. Bir geleceğimiz olduğuna inanama-
dım bir türlü. Şu anda hala görüşürüz ve hala severiz
birbirimizi. Dostluğumuz devam ediyor. O benim ko-
ruyucu meleğim…
İnt ernette başladı
Gökhan’la olmayacağını da anlayınca aşka iyi-
ce küsmüştüm. Hayatımda kimseyi istemiyordum.
Akşamları evcKe internete takılıyor, vakit geçiriyor-
dum. Bülent’le îfffernette tanıştım. Küçük bir şehir-
de savcıydı. Kendi işimle ilgili bir dava yazısını okur-
ken Bülent yardımcı olmuştu bana. Yani tamamen iş
alışverişiydi başta. Birkaç gün sadece bu konu hakkın-
da konuştuk. Sonraları işten eve döndüğümde bilgi-
sayarı sadece Bülent’le konuşmak için açtığımın far-
kına vardım. Neredeyse her gece sabahın ilk ışıkları-
na kadar internette konuşuyorduk. Bülent benim için
çok önemli olmaya başlamıştı. Bir gün yine konuşur-
ken “Birazdan evden çıkacağım” dedi. “Nereye?” diye
sorduğumda aldığım cevap beni olduğum yere mıhla-dı, “Eşimle yemeğe çıkacağım…” öyle ya ben Bülent’e
hiç evli olup olmadığını sormamıştım ki… Önce inan-
madım, şaka yaptığını sandım. Bir daha onunla ko-
nuşmamalıydım. Evli bir adamla ne işim olabilir-
di ki? Aramızda, birbirimize karşı bir şey hissettiği-
mize dair hiçbir konuşma geçmemesine karşın yanlış
bir şey yapmamak amacıyla görüşmeyi kesmeliydim.
Ancak bu düşüncem sadece bir gün sürdü…
Onu birden karşımda buldum
Ertesi gün yine bilgisayarın başındaydım, yine
Bülent’le konuşuyordum. Bu arada telefonla konuş-
malarımız da başlamıştı. Günün her saati birbirimi-
zi düşünüyorduk. Eşiyle arası kötüydü, sürekli kavga
ettiklerini söylüyordu. Ayrıca eşi çok kıskançtı. Bu ne-
denle ben arayamazdım onu. Sadece o, fırsat buldu-
ğunda arardı beni. Ben de bu konularda çok dikkat-
li davranıyordu m. Çünkü her şeyi bilerek çıkmıştım
yola. Bülent’in sabaha kadar internette olmasından
şüphelenen eşi, bazen yanına oturur yazışmalarını iz-
lerdi. Böyle durumlarda benim adım Mehmet olurdu,
Bülent sanki bir erkek arkadaşıyla konuşur gibi konu-
şurdu benimle. Ben de bu oyuna ayak uydururdum.
Ama onurum çok zedelenirdi. Oyunu daha fazla sür-
düremeyeceğimi anladığım zaman bir tartışma çıka-
rıp ayrıldım Bülent’ten. Ancak bu ayrılık da fazla sür-
medi. Bir sabah bana telefon açıp “Akşam bir yere çık-
ma. Seninle son kez internette konuşmak istiyorum”dedi. Ben de kabul ettim bunu. Akşam internette ola-
cağını söylediği saatte kapı çaldı. Açtığımda karşım-
da Bülent’i gördüm. O kadar şaşırmıştım ki ağzımdan
tek kelime bile çıkmıyordu. Dizlerimin bağı çözülmek
üzereydi, Bülent’i salona aldım ve ben banyoya gidip
elimi yüzümü yıkadım. Yanına döndüğümde konuşa-
cak bir konu bulamıyorduk. Bülent beklediğimden de
yakışıklı çıkmıştı. Ama ben toparlayamıyordum ken-
dimi, soğuk davranıyordum ona. Bir anda elimi tut-
tu T gerisi geldi… Birbirimizin kollarındaydık artık.
Hiçbireyin önemi yoktu.
.değer eşini seviyormuş
Yıllık izninin bir bölümünü benim yanımda geçir-
meye gelmişti. Ben hem Bülent’le olmanın keyfiyi çı-
karıyor hem de “Ben ne yapıyorum?” diye soruyordum
kendime.
İlk birkaç günümüz çok mutlu geçti. Sanki birbi-
rini çok iyi tanıyan ama yıllardır görüşmeyen iki kişi
gibiydik. Eşine Antalya’da arkadaşlarında kalacağını
söylemişti. Eşi sürekli arıyordu onu. Aradığı zaman
da benim odadan çıkmamı istiyordu. Ben de anlayışla
karşılayıp çıkıyordum. Bir gün ne konuştuklarını me-
rak ettim. Çünkü Bülent bana hep eşiyle arasının bo-
zuk olduğundan söz ederdi. Madem bu kadar arala-
rı bozuktu bu kadın niye sürekli arıyordu ki? Bülent’i
dinlemek için kapıya kulağımı dayadım ve eşine tele-
fonda “Seni seviyorum” dediğini duydum. Çıldırma  noktasına gelmiştim. Ben Bülent’e evimi açmıştım.
Onun eşiyle konuşmalarına saygı duyup hep odadan
çıkmıştım. Alyansını bile kendi dolabımda gözüm
gibi saklamıştım. Bülent, saygı sınırlarını zorluyordu
artık. Bu kadarını kaldıramazdım. Derken büyük bir
kavga patladı aramızda. Ardından da kovdum evden
Bülent’i. Tek kelime bile etmeden gitti. O da ağlıyordu
ben de… Antalya’da devletin bir misafirhanesine yer-
leşmişti. Ertesi gün bir daha aradı beni, buluştuk. O
gün de bir daha görüşmemek üzere ayrıldık. Ama ol-
madı, yapamadık. Her gün tekrar buluştuk. Her gece
birlikte kalmamaya söz verdik ama yatakta, birbirimi
zin kollarında bulduk birbirimizi. Yaşadığı şehre dön-
dükten sonra kesin kararımı aldım ben. Bu ilişki bit-
meliydi. Ben ‘öteki kadın’ olmayacaktım. Telefonumu
kapalı tuttum haftalarca. İnternete girmedim, bana
ulaşmasın diye. Sonra zamanla bitti…
Ne varsa Ali’de var
Bir ilişkim daha hüsranla sonuçlanmıştı böyle-
ce. Ve ilk aşkım Ali, 6 yıl sonra çıktı karşıma yeniden.
Yurt dışında olmasına rağmen bulmuştu benim izimi.
Hemen ardından da beni görmeye Antalya’ya geldi.
Yine beni şaşırtmaya devam ediyordu. Tüm yaşadık-
larımı, başımdan geçen her şeyi anlattım Ali’ye. Ertesi
gün yine çiçekler gönderdi. “Yanında olamadığım için
özür dilerim” yazıyordu çiçeğin üzerindeki kart-
ta. O gece çok ağladım. Ertesi gece ise evlenme tek-lifi etti bana. Hemen “Evet” diyemedim. Bülent’le ya-
şadığım günlerin izini taşıyordum hala. Sonra zaman
geçti ve Ali teklifini kabul ettirmek için çok çaba gös-
terdi. Sonunda da başardı. Şimdi mutluyum. Ali yurt
dışında, yeni evimizi döşemekle meşgul. Kısa bir süre
sonra evleneceğiz ve ben de onun yaşadığı ülkeye yer-
leşeceğim.
En sonunda huzuru Ali ile yakaladım…Aylin, evliliğinin yedinci ayında hiç beklemediği birin-
den darbe yedi. Bu kişi eşinin akrabasıydı. Aylin, işiy-
le uğraşırken, eşinin ailesinin isteklerini yerine getirme-
ye çalışırken evinde çok başka şeyler dönüyordu. Gizli
numaradan açılan bir telefon Aylin’in evindeki iğrenç-
liği ortaya çıkardı
Merhaba, ben 22 yaşında genç bir öğretmenim.
İsmim Aylin. 1 yıllık evliyim. Evliyim diyorum,
çünkü hala boşanmadım ama ayrı yaşıyoruz. Eşim
İstanbul’da bense izmir’de yaşıyorum. Eşimin benim
İzmir’de yaşadığımdan haberi yok. Saklamak zorun-
dayım çünkü. Çok severek evlendim be*ı. öyle ki onu
tanıdığım günden sonra “Hayatımda başka hiç kimse
olmayacak” diye kendime söz vermiştim. Ama ihane-
tini affedemezdim, affetmedim. Düşünsenize, bir in-
sana hayatınızı bağlıyorsunuz. Onun için her şeyi ya-
pabiliyorsunuz. Hatta canınızı istese onu bile verebile-
ceğinizi düşünüyorsunuz. Peki, o ne yapıyor? Size iha-
net edip kalbinizdeki bütün fcüzel duyguları, sevgiyi,
aşkı alıp götürüyor. Ben ihareti hak edecek hiçbir şey
yapmadım. Sadece çok sevdim. Onu hayatımın amacı
haline getirdim. Belki de hatam buydu, bilemiyorum.
Ama bu hataysa o zaman tüm kadınlar hata yapıyor.
İnsan sevdiğini saklamamalı. İçinden geldiği gibi dav-ranmalı. Oyunlar oynayacaksak, duygularımızı gizle-
yeceksek, rahat rahat yaşamayacaksak niye evleniyo-
ruz ya da niye aşık oluyoruz ki?
Bodrum’da tanışmıştık
Onur’la üniversite hayatımın ikinci senesinde, yaz
tatilinde tanıştım. Bodrum’a ilk gidişimdi. Bir arkada-
şımla kız kıza tatil yapmayı planlıyorduk. Bodrum’a gi-
dişimizin ertesi gününde kumsalda tanıştık. O da ai-
lesiyle birlikte tatile gelmişti. Tatil boyunca hep birlik-
tik. Zaten görür görmez aşık olmuştuk birbirimize,
nsalda güneşin batışını izledik, Bodrum’un sokak-
larında el ele dolaştık. Şu an bile o günleri anlatırken
içimden bir şeyler akıp gidiyor. Keşke zamanı geri çe-
virebilseydim… Onurun annesi Yunan asıllı, babası ise
Selanik göçmeni bir Türk’tü. Onur beni tatilde ailesiyle
de tanıştırdı. İlk görüşte kanım ısındı onlara. Beni he-
men kabullendiler. Mutluluktan uçuyordum. Tatil bit-
ti ve ben İzmir’e döndüm. Onur da İzmir’de okuyordu.
Üniversitenin sonuna kadar müthiş bir aşk yaşadık. Her
anımızı birlikte geçirdik. Üniversitenin bittiği yıl mezu-
niyet töreninde Onur bana bir sürpriz yaptı. Törene bir
tek taş pırlanta yüzük alıp gelmişti. Diplomamı aldık-
tan hemen sonra yanıma geldi, yüzüğü uzatıp “Benimle
evlenir misin?” dedi. Dünyanın en mutlu insanı ben ol-
malıydım. Mutluluktan oracıkta düşüp bayılabilirdim.
Boynuna sarıldım Onurun ve “Evet, bin kere evet” diye
cevap verdim.
Kısa sürede evlendik
Onur İzmir’de okuyordu ama ailesi İstanbul’da ya-
şıyordu. Ertesi gün ilk uçakla İstanbul’a gittik. Bu ka-
rarımızı onlara da açıkladık. Çok sevindiler ve hemen
evlilik hazırlıklarına başladılar. Beni gelip ailemden is-
tediler. Bu arada İstanbul’da Bebek’te bir ev tutuldu.
Dayanıp döşendi. 2006’nın Haziran ayında evlendik.
Balayı için Roma mı Venedik mi diye karar veremez-
ken birden Bodrum’da bulduk kendimizi. Aşkımızın
ilk başladığı yerde… Yine kumsalda güneşin batışını iz-
ledik, yine sokaklarda el ele gezdik, yine sabahlara ka-
dar eğlenip dans ettik. Balayı dönüşü evimize yerleştik
ve çalışmaya başladık. İkimizin de işleri iyi gidiyordu.
Mesleğimi çok seviyordum. İş hayatımızdaki perfor-
mansımız yatağa da yansıyordu diyebilirim. Cinsel açı-
dan anahtarç^kilit misali muhteşem bir uyuma sahip ol-
duğumuzu düşünüyordum. Romantizm hiç ölmemişti.
Başkaları evlilik yıldönümlerini kutlar, biz evlilik aydö-
nümlerini kutluyorduk. Her ay evlendiğimiz güne denk
gelen gün mutlaka dışarı çıkıyor, mum ışığında roman-
tik bir yemek yiyorduk.
Eşimin Yunan akrabaları
Evliliğimizin yedinci ayına girdiğimiz gün yine dışa-
rıda kutlamayı planlıyorduk ki Onur’un Yunanistan’dan
akrabalarının geleceğini öğrendik. Dayısı, kuzenleri ve
bir aile dostlarıydı gelenler. Büyük kuzeni Anna da mi-
safırimizdi. Benden 1 yaş büyük, baba parası yiyen ve  mesleği olmayan bir kızdı Anna. Bir türlü kanım ısına-
mamıştı ona. Onur’la Yunanca konuşuyorlardı ve bun-
dan çok büyük rahatsızlık duyuyordum. Sanki hakkım-
da konuşuyorlarmış gibi sinirleniyordum. Benden giz-
li bir şeyler çevirdiklerini sanıyordum. Ama bu hissimi
hiç belli etmedim kocama. Akrabalarıyla arasının bo-
zulmasını istemedim. Nasıl olsa bir süre sonra geldikle-
ri yere döneceklerdi ve biz de mutlu hayatımıza kaldı-
ğımız yerden devam edecektik. Bir gün Anna’yla evde
yalnız kaldık. Bana Yunan kültüründen uzak bir insa-
nın bu aileye uyum sağlayamayacağını, Yunanca öğren-
mezsem yabancı muamelesi göreceğimi söyledi. Ben
İngilizce ve İspanyolca bilen, Türkçe’yi iyi kullanan bi-
riydim. Yunanca öğrenmeme gerek yoktu ki… Yine de
sessiz kaldım. Keşke sessiz kalmasaydım da ona haddi-
ni bildirecek bir cevap verseydim diyorum şimdi ken-
dime. O zaman Anna ile arama mesafe koymuş olabil-
seydim eşime sırnaşma cesaretini de bulamazdı kim bi-
lir…
9
Bir tek Anna kaldı
Eşimden yana bi kuşkum yoktu, ona sonsuz bir gü-
ven besliyordum. Beni sevdiğini de biliyordum. Bir
süre sonra akrabalar te.<rar Yunanistan’a döndü ama
Anna İstanbul’da kaldı. Aslında halasında, yani kayın-
validemde kalıyordu. Ama zamanının çoğunu bizim
evde geçiriyordu. Bizde kaldığı akşamlar masadan içki
eksik olmuyordu. Gece geç saatlere kadar kapanmayan,,,ışıklar, yüksek sesle dinlenen müzikler ve içki kokan sa-
lon canımı sıkmaya başlamıştı. Eşim de bu duruma gi-
derek alıştı ne yazık ki. Geç yatmalar, alkolsüz gün ge-
çirmemeler, zaman zaman işi asmalar… Belli ki Anna
ile tatlı hayat hoşuna gitmişti. Ona düzenimizin bozul-
duğunu hissettirecek bir şeyler söylemeye çalıştım ama
beni dinlemedi bile. Bu durumdan nasıl kurtulacağımı
düşünürken ihanet denen olay başıma geldi. Şimdi di-
yorum ki, keşke o kadar düşüneceğime harekete gcç-_
seymişim de Anna’nın Onuru baştan çıkaracak vakti
kalmasaymış…
Bir Cumartesi gecesi
O aralar kayınpederimin ricası üzerine Oslur’un
amcasının oğlu Emre’yi İngilizce çalıştırmaya başlamış-
tım. Yabancı dil sınavlarına girecekti. Dersaneye gitti-
ği halde benden de onu çalıştırmamı istemişler, ben de
kırmamıştım. Ancak bir zaman problemi ortaya çıkma-
ya başladı. Zaten gündüz çalışıyordum. Akşam iş çıkışı
Emrelerin evine gidiyor ve derse oturuyordum. Bir de
sık sık Anna evimize geldiği için Onura hiç zaman ayı-
ramamaya başlamıştım. Eşimle neredeyse hiç baş başa
kalamıyorduk. İçim içimi kemiriyordu. Kocamın ben-
den uzaklaşmasından, başkasına kapılmasından korku-
yordum. Ama ne yapacağımı bilemiyordum. Bir cende-
reye sıkışmıştım sanki. Korkularımın içimi kemirmeye
başladığı bir Cumartesi gecesiydi. Yine Emre’yi çalıştır-
maya gitmiştim. Saatler ilerledikçe içimde kuşkular ar

İlan ID: Yok

Sorun bildir

İsteğiniz işlenirken, lütfen bekleyin....

Bir Cevap Bırakın

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.