Hoşgeldiniz ziyaretçi! [ Giriş yap

 

zifir karanlık

  • İlan Tarihi: 26 Mart 2013 21:34

Açıklama

zifir karanlık

Gecenin kör vaktinde buraya neden getirdiler beni bilmiyorum. Zaten gözlerimde kapalıydı nerde olduğumuzda bilmiyordum. Ama uzun bir yol gittiğimizin farkındaydım ve yol kenarlarında sokak lambaları vardı. Gözlerime saniyede bir vuran ışık yansımalarından bunu da kestirebiliyordum. Araba aniden bir viraj dönmüş, acı bir fren sesi ile durmuştu. Ellerimde bağlıydı kolumdan tutup beni çekiştirerek arabadan çıkardılar. Birkaç adım sonra durduk, ağzım bağlı değildi ki zaten buna da hiç gerek yoktu. Yorgun düşmüştüm artık, dilim damağım kurumuştu. Gözümü açtılar, ellerimi de çözdüler, bileklerim acımıştı çözülünce bu acıyı daha çok hissettim. Bir otel önündeydik geceydi ve yağmur çiseliyordu. Kapıdan girecek olduk kolumdan tutan durdu ve bana ‘’sakın ters bir hareket yapma, ya da yardım falan istemeye kalkma yoksa seni öldürmek zorunda kalırım’’ dedi. O zaman anladım ki bunu istesem de yapamayacağımın farkında değillerdi. Ben olur anlamında kafamı öne doğru birkaç kez salladım. Kapıdan içeri girdiğimizde, içerideki sigara ve alkol kokusu midemi bulandırmıştı. Yaptığımız yolculuk yüzünden çok yorgun düşmüştüm zaten, bir an önce odaya çıkıp uyumak istiyordum. Nihayet adlarını çok sonradan öğrendiğim, John odayı ayarlamıştı ve odamıza çıktık. Benle beraber 4 kişiydik.

Lycia; kötü giyimli, saçları kısacık, bakımsız bir kadındı ve sanırım John’la yatıyorlardı.

John; bu grubun başlarıydı, tam bir serseri görüntüsü vardı. Saçları geriye doğru taranmış ve briyantinin sürülmüştü. Sert görünümlü tam bir pislikti.

James; daha çok yeni olduğu belliydi davranışlarından. Ancak her söyleneni o kadar dikkatlice dinleyip bir seferde anlıyordu ki, çok kısa sürede bu işte en iyi olacağı belliydi.

Ve ben Lorie; ailesini yeni kaybetmiş, hayatla olan tüm bağlarını koparmış zavallı biri gibiydim. Beni neden kaçırdıklarını biliyordum tabii. Babam akademi de öğretim üyesiydi. Yaptığı kimyasal deneyler sayesinde, çok iyi insanları ölümsüz kılan bir ilaç bulmuştu. Bu ilaç sayesinde insanlar artık ölmeyeceklerdi. Anne karnındaki bebeğe uygulanabiliyordu, bu uygulama sonucunda bebek büyümesi ve gelişmesi normal hızla ilerlerken, yaşlanması gecikiyordu ve ölümsüzleşiyordu. Ancak sadece anne karnında uygulanırsa ölümsüzleşiyordu insan, aksi yapıldığında sadece 5–10 yıl daha uzuyordu insan ömrü.

Artık gece yarısını geçmişti saat uykum feci safhadaydı, uyumalıydım artık. James odadan çıktı ertesi gün için para ve araba ayarlamalıydı çünkü. Burada fazla kalamazdık yokluğum anlaşılırsa yakalanmamız çok kolaydı. Derken beni girişteki odaya yatağa bağladılar kaçmamdan korkuyorlardı. Lycia ve John diğer odaya girdiler, bir süre sonra aralık olan kapıdan gelen sesler onların seviştiğini belgeler gibiydi. Gözlerimi yumdum keşke dedim, konuşamadığım gibi duyamasaydım da!  Derken bir süre sonra yorgunluğa yenik düşmüştü bedenim. Sesler bile artık umurumda değildi, uyuyakalmıştım.

Suratıma inen tokat ile sıçradım, saat sabahın altısıydı. Çok uyumamıştım ki bu tokat nedendi? ‘’ kalk artık saat kaç oldu, biran önce yola çıkmamız gerek artık’’ ellerimi ve ayaklarımı çözdü. Birde yüzüme doğru bir şal fırlattı, onu başıma dolamalıymışım, zira çıkarken tanınmamak içinmiş bunların hepsi. Çaresiz şalı boynuma ve başıma doladım, tanınmayacak hale geldim. James kolumdan tuttu ve yürümeye başladık. Akşam fark etmediğim birçok şey fark ettim otelle ilgili. Merdivenlerden inerken duvarlardaki tablolar o kadar düzgün ve orantılıydı ki, çok şaşırmıştım. İl girdiğimdeki o iğrenç manzara karşısında bu tabloların burada ne işi var dedim içimden, zira dışımdan konuşamıyorum ben. Merdivenlerin sonunda uzun koridordan geçtik, duvarlar çatlak içindeydi, boyaları dökülmüştü. Koridorun sonundaki resepsiyona geldiğimizde kimsecikler yoktu. James anahtarları arkadaki askıya taktı ve ardından beni doğru arabaya götürdü. Tek bileğimden beni arabaya kelepçeledi ama gözlerimi bağlamayı unutmuştu. Diğerleri gelmeden otel ücretini ödeyip, ayrıldık oradan. Bir saat kadar yol gitmiştik ki ana yoldan ormana doğru ayrılan yola döndük. Birkaç km sonra durduk, neler olduğuna anlam veremiyordum. Kelepçemi çıkarttı ve arabasına binip yanımdan uzaklaştı, durmasını söylemek isterdim ama o durmadı toz duman arasında gözden kayboldu. Ormanın ortasında kalakalmıştım. Etrafa bakınırken enseme yediğim darbeyle yere yığıldım. Aradan ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordum. Gözlerimi açtığımda çadır gibi bir barakanın içinde yatıyor buldum kendimi. Boynum acıyordu istem dışı boynumu tuttum, bir şişlik olmuştu beze gibi. Aynı zamanda morarmış olmalıydı ki bu ağrı onun göstergesiydi. Yattığım yerden kalktım, doğruldum. Etrafta kimseler yoktu, ayağa kalkmak istedim ama ayağımdan yere zincirlenmiştim. Bunca olay karşısında bu kadar sakin olabilmek şaşılacak bir şeydi, ben bile şaşırıyordum kendime.

Bir süre sonra karanlığa alışmış gözlerim, açılan kapıdan sızan ışık yüzünden kamaştı.  Bu durum karşısında ellerimle gözlerimi kapattım. Sonunda kapı kapanmıştı ve

1        Aç gözlerini ışık yok artık. Rahat ol kimse sana zarar vermeyecek.

Sürekli bir şeyler söylüyordu ama bende ses çıkmayınca sinirlenmeye başlamıştı ses tonu değişiverdi birden.

1        Konuşsana sana söylüyorum sağır mısın?

Ellerimle ona konuşamadığımı anlatmaya çalıştım. Beni anlamış olacaktı ki başını önüne eğdi ve dışarı çıktı. Bir süre sonra içeriye başkaları girdi. Işık yüzünden kamaşan gözlerimi ovalayıp duruyordum. Nihayet ışığa alışan gözlerim, içeriye girenlerin Lycia ve John olduğunu fark etmiştim.

2        Demek sen konuşamıyorsun. Peki, biz seni neden kaçırdık. Bunda tehlikeyi neden göze aldık. Bize formülü anlatabilecek tek kişide dilsiz çıktı hah çok saçma bu. Öldürelim gitsin aman tanrım tam bir fiyasko oldu bu.

Konuşabilsem onlara zaten formülle ilgili bir şey bilmediğimi söyleyecektim ama konuşamıyordum. İlk kez konuşamadığım için lanet ettim kendime.

Derken John sinirle odadan çıktı. Lycia bana baktı ve

3        Zavallı birazdan öleceksin. Dedi

Ölümden korkmuyordum zaten bütün ailem ölmüşken tek başıma yaşamışım ne anlamı vardı. Üstelik birde dilsizken, bunun ne anlamı vardı. Lycia üzerime doğru yürüdü ve beni kolumdan tuttuğu gibi kaldırmak istedi ama ayağımdan yere zincirli olduğumu görmemişti ve çektikçe canım acıyordu. Sonunda dayanamayıp ensesinden tutup ayağımı gösterdim. Bunu görünce beni yere fırlattı. Hızla odadan çıktı. Zaman geçmek bilmiyordu dışardan bir habersiz o karanlık yıkıntı içinde oturuyordum. Derken kapı gene açıldı ama içeri sızan ışık güneş ışığı değildi, fosforlu yeşil bir ışık içeriyi o kadar aydınlatmıştı ki ne olduğunu anlamıyordum. Lycia içeri girdi giydiği kıyafet yüzündendi bu ışık ayağımdaki zincirden kurtardı beni, kolumdan tutup gün ışığına çıkardı.

4        Üzgünüm ama sana hiç ihtiyacımız kalmadı, bu demek oluyor ki senden kurtulmamız gerek. Yeterince polis varken peşimizde seninle yola çıkamayız. Bu yüzdende seni öldürmemiz gerekecek. Ve bunu görmemen için gözlerini bağlayacağım. Önce biraz uçacaksın ama sert zemine çarptığında ne kadar acı hissedersin bilemiyorum tabi. Hadi bakalım yürü.

Çaresizdim bunlar söylediklerinde ciddiydiler ve ben sona yaklaşıyordum. Tek kolumdan tuttu ve yürümeye başladık, belki dakikalar sonra artık bu dünyaya ait olmayacaktım. Yol taşlık ve kayalıktı, anladığım kadarıyla yüksek bir uçurum kenarından aşağı atılacaktım. Acaba suya mı, düşecektim yoksa sert zemine mi? Korku içinde yürümeye devam ettim. Birden durduk, kulaklarımda esen rüzgârın uğultusundan anlıyordum ki denize bakan bir uçurumun ucundaydık. Hava kararmaya yüz tutmuştu. Gözlerimde güneşin hiç etkisi kalmamıştı çünkü. ‘’Gözlerimi açar mısın’’ dedim. Ama bunu duyduğunda onun için çok geçti, aynı zamanda benim içinde. Son bir hamle ile sesimi duyduğunda beni tutmak istese de ben çoktan ellerinden kaymıştım.

Bu zifiri karanlığın içinde yolunu kaybettiğinde sakın pes etme, sessizse yollar, sana yol gösterecek kadar bir fısıltı duyarsın yukarılardan. Yaşamın ölüm ucunda bana sunduğu bir hediyeydi bu ‘’ gözlerimi açar mısın?’’

 

 

 

Etiket yok

683 gösterim, 2 gün

  

İlan ID: Yok

Sorun bildir

İsteğiniz işlenirken, lütfen bekleyin....

Bir Cevap Bırakın

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Kenar çubuğu için En Popüler İlanlar bileşeni.